Kategori 'Sağlık Haberleri'
Bu yöntemle en az 15 yıl boyunca zihin sağlığınızı koruyabilirsiniz…
Ispanak, lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler, kavun, şeftali, kayısı gibi meyveler, havuç ve kabakta bol miktarda bulunan ‘betakaroten’in en az 15 yıl boyunca alınmasının zihin sağlığını koruyabileceği ortaya çıktı.
Harvard Tıp Fakültesi ve Eğitim Hastanesi’nce yapılan klinik deneyde, A vitamininin yapıtaşı olan ve vücutta A vitamini haline dönüştürülen antioksidan betakaroten’in uzun süreli alınmasının zihin sağlığı için faydalı olduğu sonucuna ulaşıldı.
İki grubu inceleyen araştırmacılar, ilk grupta bulunan 4 bin 52 kişinin rasgele seçilen bir kısmına ortalama 18 yıl boyunca, iki günde bir 50 miligram betakaroten, diğer kısmına placebo, ikinci gruptaki bin 904 kişinin yarısına ortalama bir yıl boyunca düzenli olarak 50 miligram betakaroten, diğer yarısına ise placebo verdi.
2003′e kadar her yıl sağlık durumları ve betakaroten’i ya da placebo’yu düzenli alıp almadıkları araştırılan her iki gruptaki katılımcılar, 1998-2002′de en az bir kez de telefonla arandı.
Uzun vadede betakaroten alanların zihinsel testlerdeki başarılarının, placebo alanlara oranla çok yüksek olduğu ortaya çıkarken, kısa vadeli araştırmaya katılanların bilişsel yeteneklerinde hiçbir farklılık görülmedi.
06.12.2007
Harvard Tıp Fakültesi doktorlarınca yapılan deneyde, bilim adamları iki denek grubunu inceledi.
Ispanak, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin yanı sıra kavun, şeftali, kayısı gibi meyvelerle, havuç ve kabakta bol miktarda bulunan betakarotenin en az 15 yıl boyunca alınmasının zihin sağlığını koruyabileceği ortaya çıktı. Harvard Tıp Fakültesi doktorlarınca yapılan deneyde, bilim adamları iki denek grubunu inceledi. İlk gruptaki deneklere ortalama 18 yıl boyunca, iki günde bir 50 miligram betakaroten, diğer kısmına ise palacebo verildi. Araştırma sonucunda betakaroten alanların zihinsel testlerdeki başarılarının daha yüksek olduğu belirlendi.
06.12.2007
Kadın sigara kullanıcılarının erkeklere göre daha fazla risk taşıdıkları belirlendi.
Çin’de yapılan bir araştırma, sigara içen kadınlarda, amfizem ve kronik bronşit gibi akciğer hastalıkları görülmesi riskinin erkeklere göre daha fazla olduğunu ortaya koydu.
Nanjing Tıp Üniversitesi’nden Dr. Fei Xu, akciğer hastalıklarının Çin’de ikinci sıradaki ölüm nedeni olduğunu kaydetti.
Araştırma kapsamında çeşitli akciğer hastalıkları olan 1743 kişi ile aynı sayıdaki sağlıklı insanın verileri karşılaştırmalı olarak incelendi. Araştırmada, incelenen erkeklerin yüzde 50’sinden fazlasının, kadınların ise yüzde 5,3’ünün sigara içtiği kaydedildi.
Araştırmada, az sayıda sigara içenlerdeki hastalık riskinin yüzde 40, orta dereceli içicilerde yüzde 55, ağır içicilerde ise yüzde 77 daha fazla olduğu saptandı.
Kadın sigara kullanıcılarının ise erkeklere göre yüzde 20 daha fazla risk taşıdıkları belirlendi. Bilimadamları, hastalık riskinin kadınlarda fazla olmasının nedeninin henüz bilimsel olarak ispatlanmış bir nedeni olmadığını belirttiler.
06.12.2007
Yapılan araştırmada kansere neden olan virüslerin oral seksle bulaşabildiği belirlendi.
“Cancer Journal”‘ın yaptığı araştırmada cinsel birleşme esnasında yapılan oral seksin kansere neden olan virüslerin bulaşmasını sağladığını ortaya çıkardı. Ayrıca son 10 yılda ağız kanserine yakalanan insanların sayısı üçte bir oranında artmış.
06.12.2007
Bilimadamları, konuşamayan hastaların düşüncelerini okuma yolunda.
Bilimadamları, bilinci yerinde ancak konuşamayan hastaların düşüncelerini okuma yolunda.
New Scientist dergisinde yayımlanan habere göre, bilimadamları 8 yıl önce geçirdiği bir trafik kazası sonucunda felç olan, bilinci yerinde ancak konuşamayan bir hastanın beyninin, konuşmayla ilgili bölümüne elektrotlar yerleştirdiler.Araştırmacılar, elektrotlar vasıtasıyla beyinin konuşma bölümünden gelen titreşimleri kaydettiler.
Bilimadamları, bundan sonraki aşamada, bu sinyalleri ‘bir konuşma yazılımına’ dönüştürmek için çalışacaklarını belirtti.Birkaç hafta içinde bir bilgisayar, hastanın düşüncelerini seslere dönüştürme görevini yerine getirmeye başlayacak.
Teknolojinin geliştirilmesinde katkısı olanlardan Joe Wright, bunu başaracaklarını umduğunu belirterek, “Karşılıklı konuşma hedefine ulaşmak isterdik ama henüz bundan çok uzağız” dedi.Bilimadamları, bu tekniğin beyin okuma makinesiyle bir ilgisinin bulunmadığını özellikle vurguladı.
Max Planck Enstitüsü’nden Prof.John Dylan Haynes, “Bazı temel düşünceleri tercüme edebilmeye başlamamız çok heyecan verici birşey. Ancak bir beyin okuma makinesinden henüz çok uzağız” dedi.
Prof. Geraint Rees de “Şu anda kısıtlı bir kelime hazinesinin kodunu çözmeye doğru gidiyoruz” diye konuştu.
06.12.2007
Artık erkekler işlev bozukluklarının yanısıra görünüm için de ameliyat masasına yatıyor.
Sağlıklı bir cinsel ilişki yaşayabilmek için kendisini yeterli görmeyen erkekler, çareyi tıpta aramanın ayıp olmadığını öğrendi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hattat Hastanesi Direktörü Prof. Dr. Halim Hattat erkeklerin erken boşalma, sertleşme bozukluğu ya da penis eğriliğini nedeniyle başvurduğunu söyledi. Hattat, yeni geliştirilen protezler ve ameliyat teknikleriyle cinsel sıkıntılara yol açan fizyolojik sorunların rahatlıkla ortadan kaldırıldığını anlattı:
Artık erkekler işlev bozukluklarının yanı sıra cinsel görünümleri için de ameliyat masasına yatıyor. Bir doktor olarak siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
Günümüz erkekleri kendilerine daha çok özen gösteriyor. Sadece protez değil, protezsiz de bükülmeler, penis eğrilikleri, anatomik değişiklikler veya vücutlarındaki yağ birikimleri gibi birçok konuda daha hassasiyet gösteriyorlar. Ben de buna pozitif bakıyorum.
Talepte belirgin bir artış var mı?
Kesinlikle. Çünkü genel olarak bakış açısı değişti. Eskiden erkeklerin hekime gitmesi ayıptı. Çekiniyorlardı. Ama artık son derece doğal karşılanıyor. Erkeklerin ömrü de uzuyor. Doğal olarak her yönden uyumlu bir hayat sürmek istiyorlar. Bu da talebin artmasına yol açıyor.
Protezlerdeki çeşitliliği anlatabilir misiniz?
Bükülebilir ve hidrolik olarak iki çeşit protez var. Hidrolik modelde daha kolay ereksiyon elde ediliyor ve fizyolojik olarak normal hale dönmesi daha hızlı yaşanıyor.
Fizyoloji ile fonksiyon açısından uyum ve başarı için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Üçlü protez uygulaması yapıyoruz. Fizyolojik ve normal fonksiyonları elde etmede başarı elde edebiliyoruz. Yeni yöntemlerle cinsel fonksiyon ve estetik anlamındaki sıkıntılar bitiyor.
Üçlü protez nedeniyle istem dışı ereksiyon yaşanması mümkün mü?
Hayır. Kişiler istedikleri anda ilişkiye girebiliyor. Onun dışında da yumuşak bir penise sahip oluyorlar.
Doğuştan penis eğriliği olanlara nasıl bir uygulama yapılıyor?
Bu tarz hastalar oldukça mutsuz oluyorlar. Dönem dönem ağrılı ilişkiler yaşanıyor. Onların estetik düzeltmesi yapıldığında normal ereksiyon yaşayabiliyorlar, ağrıları ortadan kalkıyor.
Eşlerin bu estetiği fark etme ihtimali var mı?
Protezler o kadar küçük ki, yumuşak hale geldiği zaman karşıdan bakan insan bunu anlayamaz. Bu ameliyatı yaptıran kişi söylemediği sürece eşler bunu fark edemez.
Dünya sağlığında yeni trend: Erkek mutluluğu
ABD Colombia Üniversitesi Klinik Üroloji Profesörü Dr. Ridwan Shabsih, erkeklerde 40 yaşından sonra artan sertleşme problemlerinin, yüksek tansiyon, diayabet, obezite, yüksek kolestrol ve testosterone risklerinin erken dönemde en aza indirilmesi ile kolayca tedavi edilebildiğini söyledi. Dünyada da sağlıkta yeni konseptin ‘erkek mutluluğu’ olarak belirlendiğini ifade eden Dr. Shabsih, bu hastalıkların ereksiyon bozukluğundan ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
06.12.2007
Türkiye’de AIDS hastalarının sayısı günden güne artıyor. İşte o kabus gibi sonuçlar…
OECD 2007 sağlık göstergelerinin de yer aldığı “Bir Bakışta Sağlık 2007″ raporu yayınlandı. Rapora göre 2000 yılında Türkiye’de 1 milyonda 0.7 AIDS vakası görülürken, 2005’te bu oran 1 milyonda 5’e çıktı.
-Raporda, “Türkiye kişi başına hekime başvuruda yılda yaklaşık yüzde 7 ile en fazla artışı bildirdi. Bunun hekim sayısındaki oldukça hızlı artışın, sağlığa yönelik kamu harcamalarında bu dönemde görülen keskin yükselişin ve Yeşil Kart ile düşük gelirli hastalar için sağlık hizmetlerine erişimde sağlanan iyileştirmenin sonucu olduğu varsayılıyor” denildi.
Sağlık hizmetleriyle ilgili sayısal ve niteliğe ilişkin verileri genellikle OECD ortalamasının altında bulunan Türkiye, muayene sayısındaki artış açısından OECD şampiyonu oldu. Türkiye’deki AIDS vakası sayısında son beş yılda görülen artış da dikkati çekti.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan “Bir Bakışta Sağlık 2007″ göstergeleri ve değerlendirmeleri içeren raporu yayınlandı.
DOKTOR SAYISI VE SAĞLIK HARCAMALARINDA ARTIŞ MUAYENEYİ PATLATTI
Son 15 yılda OECD çapında hekimlere başvurunun arttığı, kuruluşa üye ülkelerde yıllık artışın ise ortalama yüzde 0.7 olduğu bildirilen raporda şöyle denildi:
“Türkiye kişi başına hekime başvuruda yılda yaklaşık yüzde 7 ile en fazla artışı bildirdi. Bunun hekim sayısındaki oldukça hızlı artışın, sağlığa yönelik kamu harcamalarında bu dönemde görülen keskin yükselişin ve Yeşil Kart ile düşük gelirli hastalar için sağlık hizmetlerine erişimde sağlanan iyileştirmenin sonucu olduğu varsayılıyor.”
AIDS VAKALARINDA ARTIŞ?
OECD raporunun AIDS’e ilişkin bölümünde Türkiye’de 2000 yılında AIDS vakalarının milyonda 0.7 olarak ölçüldüğü, 2005’te ise bu rakamın milyonda 5’e çıktığı belirtildi. Türkiye’de AIDS vakası oranının seyri şöyle oldu (1 milyon kişide vaka oranı): 1985 (0.0), 1990 (0.3), 1995 (0.4), 2000 (0.7), 2005 (5.0)
Rapora göre, bazı ülkelerde milyon kişiye düşen AIDS vakası oranları ise şöyle: ABD (137), Portekiz (79.5), Meksika (45.3), İsviçre (37.1), İspanya (36), Çek Cumhuriyeti (1.1), Kore (1.4), Slovak Cumhuriyeti (0.6)
AIDS hastalığıyla ilgili ise son yıllarda hastalık vakalarındaki azalmanın yavaşladığı, bunun yeni HIV enfeksiyonlarındaki artıştan, tedaviye duyulan güvenden ve uyuşturucu ile cinsellikle ilgili kamusal bilinçte görülen azalmadan kaynaklandığı belirtildi. AIDS’le mücadelenin artırılması için, daha yoğun HIV önleme programları uygulanması gerektiği bildirildi.
TÜRKİYE VE MEKSİKA NÜFUS ARTIŞINDA LİDER
Raporda, 1970′lerdeki artıştan önemli ölçüde düşük olmasına karşın, yüksek nüfus artışının Türkiye ve Meksika’da sürdüğü belirtildi. Sağlık ve uzun dönemli bakım için talep ve finansmanın kısmen ülkelerin nüfus yapısına bağlı olduğu belirtilen raporda, OECD ülkelerinde 65 yaş ve üstü nüfusun yükseldiği ve gelecek onyıllarda bu durumun sürmesinin beklendiği belirtildi. En genç nüfuslu ülkelerin, yüzde 10 oranında 65 yaş ve üstü nüfusa sahip Türkiye, Meksika ve Kore olduğu bildirilen raporda, Meksika ve Türkiye’nin aynı zamanda doğum başına 2.1 çocuk ile en fazla doğurganlık oranına sahip bulunan ülkeler olduğu kaydedildi.
ÖMÜR BEKLENTİSİ EN DÜŞÜK ÜLKE TÜRKİYE
OECD ülkelerinde doğumda ömür beklentisinin 2005′te ortalama 78.6 yıla ulaştığı, rakamın 1960′daki rakamdan 10 yıl fazla olduğu, en yüksek ömür beklentisinin 82.1 yılla Japonya’da görüldüğü belirtilen raporda, “Sıralamanın diğer ucunda, OECD ülkeleri içinde ömür beklentisi en düşük ülke, Macaristan’ın izlediği Türkiye’dir. Bununla birlikte ömür beklentisi Macaristan’da 1960′tan bu yana yavaş biçimde artarken, Türkiye’de OECD ortalamasına hızlı bir şekilde yetişerek artmıştır” denildi.
BEBEK ÖLÜMLERİ
Rapora göre 2005′te OECD ülkelerinde bebek ölüm oranları Japonya ve İskandinav ülkelerinde, 1000 canlı doğumda 2 ya da 3 ölüm olarak en az görüldü. Diğer uçta 1000 doğumda 19 ölümün görüldüğü Meksika ile 1000 doğumda 24 ölümün görüldüğü Türkiye yer aldı. Bebek ölümlerinin 1000 doğumda 6 ölümün görüldüğü ABD ve bazı doğu ve orta Avrupa ülkelerinde yüksek sayılabileceği, OECD ortalamasının ise 5.4 olduğu belirtildi.
İSVEÇ’TE KADIN TİRYAKİLER, ERKEK SİGARA TİRYAKİLERİNİ SOLLADI
Raporun sigarayla ilgili bölümünde şöyle denildi:
“Büyük farklılıklar varlığını sürdürse bile bütün OECD ülkelerinde tütün içme oranları son birkaç onyılda belirgin ölçüde düşüş göstermiştir. Tütün içimi İsveç hariç tüm OECD ülkelerinde, erkekler arasında daha yaygındır. Kadınlar arasında sigara içme oranı, birçok OECD ülkesinde erkeklerden daha hızlı düşmektedir. Son 15 yılda sadece Yunanistan, Almanya, Meksika ve İspanya’da kadınlar arasında sigara içme oranları artmaktadır, fakat bu ülkelerde kadınlar hala sigara içmede erkeklerin gerisinde kalmaktadır. 2005′te cinsiyetler arasında sigara içme uçurumu özellikle Kore, Japonya ve Türkiye’de fazla, Meksika, Portekiz, Yunanistan ve Polonya’da daha azdır.”
ALKOL TÜKETİMİ
OECD ülkelerinde yılda yetişkin başına 9.5 litre alkol tüketildiği belirtilen raporda, ülkeler arasında büyük değişiklikler görüldüğü kaydedildi ve şöyle denildi:
“İrlanda, Macaristan, Fransa ve Çek Cumhuriyeti yılda yetişkin başına 12 litre ya da daha fazla alkol ile en yüksek tüketime sahip ülkeler konumunda. Skalanın diğer ucunda ise Türkiye, Meksika ve Norveç, İsveç ve İzlanda gibi kimi İskandinav ülkeleri bulunuyor, bu ülkelerde yetişkin başına 1.3 litreden 1.7 litreye uzanan alkol tüketimi olduğu bildirildi.”
SAĞLIK HİZMETLERİNİN FİNANSMANI
ABD, Yunanistan ve Meksika hariç sağlık harcamalarının ana finansörünün kamu sektörü olduğu belirtilen raporda, sağlık harcamasında kamunun payının 2005 yılında yüzde 73 olduğu ifade edildi. Lüksemburg, Çek cumhuriyeti, birçok İskandinav ülkesi, İngiltere ve Japonya’da kamu finansmanının yüzde 80′lere ulaştığı kaydedilen raporda şöyle denildi:
“Genel olarak OECD ülkeleri arasında son birkaç onyılda sağlık harcamalarındaki kamu paylarında bir uyum söz konusuydu. Sağlık harcamalarında tarihsel olarak ve görece düşük kamu payına sahip (Portekiz, Türkiye gibi) ülkeler, sağlık reformları ve kamu sigortasındaki büyüme nedeniyle sağlığa ayrılan kamu payında artış sağlarken, 1990′ların ilk yıllarında görece yüksek kamu payına sahip olan Polonya ve Macaristan gibi birçok ülkede düşüşler yaşandı. Raporda Türkiye’de özel sağlık sigortalarının az görüldüğü belirtildi.
AKUT TEDAVİ HASTANE YATAKLARININ KULLANIMI
Üç aya kadar tedavi ya da bakım anlamına gelen akut tedavi hastane yatağı sayısı en çok Japonya’da, sonra Kore, Almanya ve Avusturya’da bulunuyor. Bu ülkelerde 1000 kişiye 6 akut tedavi yatağı düşüyor. En az yatak sayısı ise 1000 kişiye 2.5 yatak ile, Meksika, Türkiye ve İsveç’te ölçüldü. Raporun “Tıp Teknolojileri” bölümünde yetersiz olanağa sahip ülkelerde fiyatları dolayısıyla MR ve CT (bilgisayarlı tomografi) tarayıcılarının kişi başına en az sayıda Meksika, Macaristan ve Türkiye’de bulunduğu kaydedildi.
2005′te OECD’de sağlığa kişi başına en yüksek harcamanın yapıldığı bulunduğu ülke, alma gücü paritesiyle kişi başına 6 bin 401 dolar harcanan ABD oldu. Bu OECD ülkeleri ortalamasının yaklaşık 2.2 katına eşit oldu. OECD ülkelerin yarısı 2 bin 500-3 bin 500 dolar bandında bulunuyor. Sıralamanın diğer ucunda ise Türkiye, Meksika, Polonya, Slovak Cumhuriyeti ve Kore’den oluşan beş ülke yer alıyor. Bu ülkelerde kişi başına sağlık harcaması OECD ortalamasının yarısından daha az durumda.
06.12.2007
Yeni grip salgını çok tehlikeli bir biçimde yaklaşıyor. İşte korkutan hastalık…
Dünyayı büyük bir grip salgınının beklediğini söyleyen grip uzmanı Dr. Fedson: 1-2 milyar insan ölebilir
Grip aşısının geliştirilmesi ve gribin önlenmesi üzerine çalışmalarıyla tanınan ABD’li doktor David Fedson, dünyayı yakın gelecekte bir grip salgınının beklediğini ifade etti. Fedson, salgının kuş gribi virüsünden (H5) kaynaklanması durumunda, dünya genelinde 1 ile 2 milyar arasında insanın ölebileceği uyarısında bulundu.
Kuş gribi virüsünün, mutasyona uğrayarak insandan insana geçip geçmeyeceğinin bilinemeyeceğini kaydeden Dr. Fedson, “Mutasyonun gerçekleşme olasılığı milyonda 1 de olabilir. Ancak, mutasyon gerçekleşir ve virüs insandan insana geçerse 1-2 milyar arası insanın ölebileceği geniş çaplı bir felaket yaşayabiliriz” dedi.
Dr. Fedson, bu vakalarda ölüm oranının yüzde 50 düzeyinde olduğunu kaydetti.
Dr. Fedson, “Böylesi bir felakete yeterince hazırlanmazsak, tüm insanlık olarak büyük bir sorumsuzluk sergilemiş oluruz” diye konuştu.
Grip virüsünün, kuşlar ve insanlar arasında çok çabuk yayıldığını ve yayılmak için mutlaka bir yol bulduğunu anlatan Dr. Fedson şöyle konuştu:
Hazırlık şart
“1957′de H2 tipi virüsten yaşanan salgın nedeniyle çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Daha sonra bu virüs değişerek yerini H3 tipi virüse bıraktı Virüs yeniden ortaya çıkar ve bir salgına dönüşürse, bu da bir felaketle sonuçlanabilir.”
06.12.2007
Bazı besinler var ki önce sizi zayıflatır sonra da bedeninizde mucizeler yaratır. İşte onlar…
Bazı besinlerle kilo vermek gerçekten zordur. Bu besinler yeniden yeme isteği oluşturur (“bir daha yiyeyim!”), kan şekerinizle savaşır ve sonuçta galip geldiğinde beliniz kalınlaşır. Fakat bazı besinler bunun tam tersi tepki verirler. Mutlaka brokoliyi ve yaban mersinini duymuşsunuzdur, bunlar sizin bedeninizi dengede tutar. Bu yiyeceklerinizi günlük diyetinizin bir parçası haline getirin ve kilolarınız kayboluşunu izleyin.
Greyfurt: Hiç greyfurt diyetini denediniz mi? Uzun araştırmalar sonucunda greyfurt kilo savaşçısı olarak ün kazandı. Son zamanlarda Kaliforniya Scripps Kliniği’ndeki bilim adamları greyfurdun etkileri üzerinde yaptıkları çalışmalarında yemekten önce yenilen yarım greyfurtun, kilo vermeye yardımcı olduğunu buldu. Buna göre greyfurt kapsülleri, greyfurt suları içmek ve greyfurt yemek kilo vermede çok etkili. Bu 3 şık arasında en iyi etkiyi gerçek greyfurt sağlıyor. Bunlara ek olarak greyfurt içerisinde kanserle savaşan liminoids ve lycopene içerir. Kırmızı greyfurt da insan vücudundaki kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur. Bir greyfurdun yarısı sadece 39 kaloridir.
Sardalya: Sardalya bu zamana kadar ki en sağlıklı besindir ve kilo vermek için çok iyi bir ortaktır. Her şeyden önce Sardalya protein yüklü bir besindir ve kan şekerini dengeleme özelliğine sahiptir. Tam ve yenilenmiş bir metabolizmaya sahip olmanızı sağlar. İkinci büyük deposu omega 3’ tür. Sadece kardiyovaküler bölgeyi güçlendirmekle kalmaz moral ve motivasyonunuzu yükseltmenizi sağlar. (İyi hissetiğiniz için abur cuburdan uzak durmaya başlarsınız.) Sardalya besin zincirinde türüne az rastlanacak derece zarar verici özelliği en az olan bir besindir.
Balkabağı: En iyi kilo verdirebilecek besinler arasındadır. Uzun süre konserve halinde saklanılmış balkabağında yüksek olanda lif vardır ve buna karşılık 40 kalori kadar düşük bir kalori oranına sahiptir. Uzun araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre, lifler insan sağlığı için çok önemlidir ve kilo düzenlenmesinde de büyük yararları bulunur. Balkabağı dünyada yetiştirilmesi en kolay sebzelerdendir. Tatlandırıcılarla tatlandırıp, bir tutam tarçın, badem ve hindistan cevizi ekleyerek kan sekerinizi düşürebilirsiniz.
Sığır eti: Et çok iyi bir diyet besinidir çünkü içinde antibiyotik, steroid ve hormon içermez. Eğer etten kendimizi sakınırsak kötü sonuçlarla karşılaşabiliriz. Yüksek protein diyetleri çeşitli sebeplerden dolayı kilo kaybına neden olur. İçerdiği protein metabolizmayı uyarır, daha uzun süre tok hissettirir ve iştahınızı azaltır. Ayrıca, sığır eti yüksek miktarda omega 3 içerir bu da size sağlıklı bir hayat kazandırır.
Yeşil çay: Besin değeri taşımayan bitki kilo vermenizi hızlandırır ve incelmemizde bize çok yardımcı olur. Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığımızı destekler, sindirime yardımcı olarak kan şekerini ve vücut sıcaklığını ayarlar. Metabolizmayı hızlandırı, yağ oksidasyonunu artırır. Bu şekilde kilo vermemizde bize yardımcı olur. Bazı araştırmalara göre günde 5 fincan yeşil çay kilo vermek için sihirli bir dokunuş, rahatlamak için iyi bir yoldur.
06.12.2007
Kadınlar doğru diyetle daha kolay orgazm olabilecekler. İşte diyetin püf noktaları..
“Doğru ve zamanında uygulanan diyet, sadece zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda kadınların daha kolay orgazm olmasını da sağlıyor.” Bu cümle, ABD’li cinsellik uzmanı Marena Lindberg ‘The Orgasmus Diet’ adlı kitabından… ‘Orgazm diyeti’ yapan kadınların cinsel doyuma daha kolay ulaştığını açıklayan Lindberg, kitabında, kadınların daha kolay orgazm olmasını sağlayacak diyet formülünü de verdi ve ekledi: “Diyet süresince cinsel isteksizliğe yol açabilecek beyaz şeker, kahve, tütün ve soya ürünlerinden kaçınılmalı.”
İşte Marena Lindberg ‘orgazm diyeti’: Normal vücut yapısına sahip olan kadınlar, günde bir kapsül balık yağı yutmalı. İkinci hafta iki, üçüncü hafta üç kapsül alınmalı. Artırıma 6 kapsüle ulaşıncaya kadar devam edilmeli. Vücut yapısı büyük olan kadınlar, kapsül miktarını 11′e kadar çıkarabilir. Ayrıca günde 15 gram siyah çikolata tüketilmeli. Çikolata, mutluluk hormonu serotonin salgılanmasını sağlıyor. Genel sağlık için multivitamin, magnezyum, demir, çinko gibi kapsüller de (günde 1 adet) alınmalı.
Sırf kadınları kapsamayan bir diyet daha var
Diyete üç günlük bir örnek
1. Gün
Kahvaltı: Üzerine organik müsli konmuş yoğurt ve meyve
Öğle yemeği: Çok tahıllı ekmeğin üzerine konmuş jambon ve gravyer peyniri. Yanında mayonez veya hardal, taze biber ve havuç
Akşam yemeği: Fırında tavuk, yanında brokoli ve zeytin yağı, limon soslu salata
2. Gün
Kahvaltı: Hindi salamlı omlet, yanında domates, soğan ve biber
Öğle yemeği: Sebze yemeği ve meyve
Akşam yemeği: Çin usulü pişmiş karışık sebze. (Kırmızı biber, brokoli, soğan, mantar yerfıstığında çevrilmiş) ve ince et parçaları ile, yanında ufak bir porsiyon pilav
3. Gün
Kahvaltı: 2 dilim jambon, 1-2 yumurta, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle yemeği: Ekmeksiz peynirli burger, sossuz büyük salata
Akşam yemeği: İnce pide ekmek içi yoğurt soslu tavuk, domates, salatalık zeytin ve beyaz peynirli salata (zeytinyağlı)
06.12.2007
nceki Yazılar